[ Anasayfa ]
Yazilar Indeksi ] Gönül Öğretmenim ] Ölüler Kültü ] Osiris Gizemleri ] Türkçe’mizi  katledişimiz üzerine.. ] Kuran Tercüme Edilebilir mi? ] İslam Üzerine ] Sure İsimleri ] Recm ] Yasin Suresi ] Kurban ] Sayılar ] 3M ] Anzak Törenleri ] Gelibolu Gezisi ] Arabalara göre Şoför Karakterleri ] Kadın Mantığı ] İnternet Tehlikelerinden.. ] Femme Fatale ] Pırlanta... ] 2 şarkının anımsattıkları... ] Sevenin gözü kör mü oluyor acep? ] Var mısın ? ] Bir şehiriçi Otobüs Yolculuğu ] Kültürlü Olmak... ] Kültürlü Olmak: Santral İstanbul ] Pierre Loti Üzerine ] Bizantion' dan İstanbul' a ] İstanbul 1910-2010 ] Kültürlü Olmak... ] Rehberlik Anıları 1 ] Rehberlik Anıları 2 ] Rehberlik Anıları 3 ] Rehberlik Anıları 4 ] Rehberlik Anıları 5 ] Doktor Anıları 1 ] Pazarcılar ] Eşitlik ] Su Ateş Toprak ] Sütunlar ] Hygia ] Dünyanın Yeni 7 Harikası ] Ayasofya ] Süleymaniye ] SultanAhmet ] Saraylar ] [ GS Lisesinden de Karaktersizler çıkar ]

 

 


Galatasaray Lisesi' nden de karaktersizler çıkar

 

 

Bir ülkede namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmak zorundadır !

İsmet İnönü


1. Hikaye:

Ahmet, Bülent ve V. 8 sene Galatasaray Lisesinde de okumuşlardır. Yatılı okulda 8 sene geçirmek ne demektir? Bilir misiniz?

Yatılı okulda okumak 24 saat beraber olmaktır.
Anlaşamadığınız karakterlerle anlaşmak zorunluluğudur.
Dertlerinizi, paranızı, derslerinizi, ekmeğinizi, yiyeceğinizi paylaşmak demektir.
Kısacası, sosyalleşmeye ilk ve önemli adımlardan biridir.
Dostluğun perçinleştiği ( veya perçinleştiğini zannettiğiniz) yer ve zaman demektir.

A, B. ve V. nin yolları tıbbiyede de 6 sene devam etmiş, yani toplam 14 sene beraber olmuşlar ve sonunda A. İstanbul Üniversitesi Göz Hastalıkları Kliniği’ ne Volonter asistan (= bilgisi devlet hastanesindeki doktorlardan daha iyi olabilsin diye maaşsız asistan ) olarak girmiş, V. ise askere gitmiştir.

2 sene sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ nde 6 Asistan kadrosu açılmış ve A. maaşlı bir kadroya girebilmek için müracaat ettiğinde bir diğer namzedin V. olduğunu görmüş, liseden arkadaşı olduğu için sevinmiştir. İmtihanda sorulan 5 sorudan 4,5 unu -Galatasaray Lisesi anısına- A., V.ye tümüyle kopya ettirmiş , fakat V. kalan son yarım sorunun cevabını da isteyince Allah’ tan:

“Merak etme, bu kadar cevap ile kadroya girersin” cevabını vermiştir.

İmtihan sonuçları açıklandığında A. Lisanda 100/100, bilimde 100/100 alarak birincilikle Göz Hastalıkları Kliniği’ ne girmiş, V. ise bilimde 85/100 alarak o da Kliniğe girebilmiştir.

A. kliniğe girdikten sonra herkesin kendinden vebalı gibi kaçmaları fark edince huzursuz olmuş, nedenini soruşturmuş, nihayet bir arkadaşı A. ya:

“Senin Demirel’ den torpilin varmış!” cevabını yapıştırmıştır.

A. garibinin Demirel’ i tanımadığı gibi Galatasaray Lisesi ve Tıbbiye’ de ineklemekten başka bildiği bir şey yoktur... Bunun üzerine bu şayianın nereden çıktığını araştıran A., kaynağın V. olduğunu hayretle öğrenmiştir!

V. nin böyle bir şey söylemeyeceğini ümit ederek, A.herkesin önünde:

“Benim Demirel’ den torpilim mi varmış?” diye V. ye sorar.

“Tabii var ” cevabını alınca 2. kez şoka girmiştir.

Üçüncü şoku ise V. nin:

“Zaten imtihanda bile ben sana yardım etmedim mi ?” demesiyle yaşamıştır.

Bunun üzerine A. V.’ye herkesin önünde “sin kaf” etmiş, tabii V. nin gıkı çıkmamıştır. Bu konuyu noktalamak için de A:

“Şimdi anladın mı niye sana 5 değil de 4,5 soru söylediğimi ? Eğer hepsini söyleseydim şu anda sana karşı hiç bir kanıtım olamazdı !” diye cevap vermiştir.


Zaten, kliniğe girişte 2 senelik kıdemli asistan olan A. nın bilgisinin V. den fazla olması da doğaldır ve   o zamanın klinik şefi rahmetli Prof. Dr. Semih Gözonar tüm kontakt lens bölümünün sorumluluğunu bu nedenle A. ya vermiştir!

Aradan biraz daha zaman geçince A. son ve 4. şoku yaşar:

Demirel’ den torpili olan V. dir ve bu durum ortaya çıkmasın diye iftira etmeyi uygun bulduğu kişi 14 sene beraber okuduğu ve imtihanda soruların cevaplarını söyleyerek kliniğe girmesini sağlayan arkadaşı A. dır!
 

...V. askerliğini yapmış olduğu için kadrosunu koruyabilmiş, yükselerek -kendine hiç yakışmayan- Prof. titrini almıştır.

Şimdilerde V. İstanbul Üniversitesi' nde hala hocadır ve ona yardım eden A., bu adi insan (hoca demeye dilim varmıyor) tarafından kliniğe alınması engellendiğinden akademik kariyer yapamamıştır!

 

Dr. Ahmet Girgin
2001

 

2. Hikaye:
 

Kendi inancım doğrultusunda, bir ölünün arkasından konuşmayı uygun bulmadığımdan, ilgili yazıyı kaldırdım.
 

 

3. Hikaye:
 

Ahmet doktor olmuş, Arap’ın yanındaki büroda muayenehanesini açmıştır. Bu ara Salça lakaplı başka bir Galatasaraylı gözlükçü, Ahmet’e yardım eder görünmektedir. Saf Ahmet bu yardımı karşılıksız bırakmamak için Salça’ya nasıl destek olacağını düşünür ve bulur: Gruplarından birinde Cartier Firmasında çalışan üst düzeyde bir turist tanımıştır. Salça’ya şu teklifi götürür:

“İsterseniz benim adımı vererek, bu kişiyle görüşebilir ve bu önemli gözlük markasının Türkiye temsilciliğini alabilirsiniz. Ama karşılığında -kendi payıma düşen parayı vererek- sizin şirketinize ben de 1/3 oranında ortak olmak isterim. Salça ve ortağı kapıcı L. Bu teklifin üzerine balıklama atlarlar. Hemen Fransa’ya giderler ve orada işi bağlayarak Cartier Firmasının Türkiye temsilciliğini alırlar. Zaten ünlü bir marka olduğundan satışlar patlar ve paraları istif etmeye koyulurlar. Bu arada Ahmet saf saf kendisinin ortak edilmesini beklemektedir. Birkaç ay geçip de Salça ve ortağından ses çıkmayınca Ahmet saf saf ortaklığı ne zaman yapacaklarını sorar. Gene ses çıkmaz üçkâğıtçı iki kafadardan... Ahmet tekrar sorar ve acı cevabı alır:

“Sen ne güzel doktorluk yapıyorsun. Senetlerle falan niye uğraşasın. Sen boşu boşuna ortak olma!”

Bu cümlenin satır aralarından şu çıkmaktadır:

“Biz .ok gibi para kazanıyoruz, bu parayı seninle paylaşmaya niyetimiz yok. Sana söz vermiştik ama biz dönek insanlarız. Sözümüzü tutmuyoruz”.

Ahmet’in resmi bir anlaşması olmadığı için bir şey yapamaz. Aslında, Ahmet Salça’ nın Galatasaraylılığına güvenmiştir. Ama Salça -deyim yerindeyse- işi getiren Ahmet’ i satmış ve adi yüzünü ortaya çıkarmıştır...

 

O zamandan beri Salça ve ortağı paraları istif etmeye devam etmekte, Aptal Ahmet saf saf hasta bakmakta, ama onlara olan kul haklarını hiçbir şekilde helal etmemektedir...

 

Dünya, kötülük yapanlar yüzünden değil,

sayıları daha çok olmasına karşın, izleyici kalıp,

hiç bir şey yapmayanlar yüzünden

tehlikeli bir yerdir.

 
Albert Einstein

 

 

 

Dr. Ahmet Girgin'in Göz Hastalıkları Sitesi