Kültürlü Olmak...


Ölüler Kültü ] Osiris Gizemleri ] Kuran Tercüme Edilebilir mi? ] Kuran Üzerine ] Sure İsimleri ] Recm ] Yasin Suresi ] Sayılar ] [ 3M ] Anzak Törenleri ] Arabalara göre Şoför Karakterleri ] Kadın Mantığı ] İnternet Tehlikelerinden.. ] Femme Fatale ] Var mısın ? ] Bir şehiriçi Otobüs Yolculuğu ] Kültürlü Olmak... ] Kültürlü Olmak: Santral İstanbul ] Rehberlik Anıları 1 ] Rehberlik Anıları 2 ] Pazarcılar ] Eşitlik ] Su Ateş Toprak ] Sütunlar ] Hygia ] Dünyanın Yeni 7 Harikası ] Ayasofya ] Süleymaniye ] SultanAhmet ] Saraylar ] Zelvedeki beton yapı ] GS Lisesinden de Karaktersizler çıkar ]

 

 

Kültürlü olmak için mutlaka zengin olmak gerekmez ! 1

 


TRT'de çalışan keratokonuslu bir hastam (keratokonus için bakınız : http://www.ahmetgirgin.net/goz_tedavileri_keratokonus.html ) dün akşam için bana bir konser davetiyesi getirdi: iyi ki de getirmiş :)

Konser TRT' nin Harbiye'deki İstanbul Radyosunda yapılacaktı ve ücretsizdi. Konserden yarım saat önce salonu açtılar ve birden eski darbelerin ancak radyodan haber verildiği günlere sürüklendim; FM olmadığından çıtırtı sesle orta dalgadan yayın dinlenen günlere.. Hoş, 3-4 sene önce AB girilmesi üzerine bir fransız radyosunun tüm dünyaya yayın yaptığı bir röportaj için beni çağırmışlardı. ama o zaman küçük bir stüdyodan yayın yapılmıştı. Halbuki Mesut Cemil stüdyosu büyük ve akustiği şaheser; müzik çaldığı zaman içinizde, hatta kalbinizde buram buram hissediyorsunuz. Etkilenmemeniz mümkün değil. Konser salonlarında aldığınız tadın, kat bekat fazlasını alıyorsunuz.

TRT'nin farkı da hakikaten çok önemli:

Spiker Tülin Hanım (diğer tüm spikerler gibi) her kelimeyi tane tane, anlaşılır ve üstün bir diksiyonla sunuyordu.
Sanatçılar musiki makamına uymanın dışında yorumları ile parçalara renk katıyorlardı.
Parçaların seçimi "fevkaladenin fevkindeydi":
Sözlerini anlayamadığım 16. yy şarkılarından başlayıp, klasik olarak kreşendo şekilde hızlanarak gitti.

Saz sanatçılarının dışında on erkek ve oniki kadın korist vardı. Kadınların çoğunluğunu konser süresince anladım: bir erkek soliste karşılık, üç kadın solist şarkı söyledi; feministlere duyurulur:)

Parçaların içinde bir tanesi beni çok eskilere götürdü:

"Rüzgar kırdı dalımı
Ellerin günahı ne
Ben yitirdim yolumu
Yolların günahı ne"
 

Bu şarkının bestecisi Üstat Selahattin Erköse de salonda idi. Hem koro elemanları, hem dinleyenler kendisine içten sevgi gösterisinde bulundular. Bir insanın alabileceği en büyük keyif herhalde, bu sevgi selinin görüntüsüydü.

Fakir bir aileden geldiğim için bir müzik aleti çalamamanın üzüntüsünü hep içimde hissetmişimdir. Müzikten de anladığım pek söylenemez. Ama bir saat süren konserin sonunda haftanın yorgunluğu geçmiş, hatta yarım şişe şarap içmiş kadar keyif almıştım.

Gördüğünüz gibi kendi musikimize sahip çıkmak, konsere katılmak ve bundan sonsuz Tat almak ücretsizdi. Bazı arkadaşlar eğlenmek, müzik dinlemek, tiyatro, sinema benzeri eserlere gitmenin zenginlere mahsus olduğunu söylüyorlar: yanılıyorlar...

Bunun gibi İstanbul'da onlarca ücretsiz etkinlik var: önemli olan bunları araştırmak, yakalamak, izlemek ve tat alma mutluluğuna erişmek...

İmdi...
Biraz da iğneyi kendime, kendimize batırmamız gerekir:
Bu değerli sanatçılar, Milletvekili seçilmiş Yağmurdereli' nin dediği gibi "Devletin darbukatörü olmaz" fikrinden kurtarılmalı ! Yoksa değerli sanatçılar "Tasavvuf musikisinde" :)) kaybolup gidecekler. Bu nedenle Devlet ve TRT sanatçılarına elimizden gelen desteği göstermemiz gerekir.

Sevgiler,

Dr. Ahmet GİRGİN
2009

 

Tam 5 sene geçmiş ilk yazımın üzerinden..

Geçen çarşamba akşamı bir başka TRT Türk Sanat Müziği Konserine gittim.

Her ikisini de şubat ayında kaybettiğimiz Selahattin Pınar ve Sadettin Kaynak Üstadları anma gecesine: rahmetli babamı da bir şubat gününde kaymetmiştim. Azrail' in en sevdiği aylardan biri derler Şubat için. Doğruymuş..

Programın başında bir okul olarak çok takdir ettiğim TRT' nin  spikeri, çok güzel diksiyonu ile iki Üstad hakkında bir anı anlattı. Ben de sizlerle ders niteliğindeki bu kısa olayı paylaşmak istiyorum:

Zamanında iki Üstadın arasını kızıştırmak, gazetelere haber yapmak için bir gazeteci Selahattin Pınar'a sorar:

"Siz mi Üstad sınız? Yoksa Sadettin Kaynak mı?"

Selahattin Pınar İstanbul Efendiliğiyle ders niteliğinde bir cevap verir:

"Ben Pınar' ım, O ise Kaynak!"

Programın ilk bölümünde Selahattin Pınar' ın eserlerini dinledik:
bullet

Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım.

bullet

Sormadın hiç halimi, kalbimin esrarı nedir?

bullet

Gözünün rengini sordum, kara sevda dediler.

bullet

Yalancıdır hep aynalar, gir kalbime gör kendini.

Konserin son bölümünde Sadettin Kaynak' ın eserleri ile mest olduk:

bullet

Derman kar eylemez

bullet

Bir rüzgardır, gelir geçer sanmıştım.

bullet

Dertliyim, ruhuma hicranımı sardın da yine.

bullet

Kirpiklerin gölgesi güllerle bezenmiş.

Programın bitişinde sesini ve kişiliğini çok sevdiğim Alp Arslan isimli soliste yaklaştım:

"Eskiden davudi sesiyle Yaşar Özel' i dinlerdik. Şimdi O'nun yerini siz aldınız" dedim. Ve çok güzel bir cevap aldım:

"Keşke alabilsek. Üstad' ın tırnağı olamayız"

İyi ki varsınız TRT Sanatçıları.
Sonsuz teşekkürler sizlere..

Dr. Ahmet Girgin
Şubat 2014

                                     

 

Dr. Ahmet Girgin'in Göz Hastalıkları Sitesi