[ Anasayfa ]
Yazilar Indeksi ] Gönül Öğretmenim ] Ölüler Kültü ] Osiris Gizemleri ] Türkçe’mizi  katledişimiz üzerine.. ] Kuran Tercüme Edilebilir mi? ] İslam Üzerine ] Sure İsimleri ] Recm ] Yasin Suresi ] Kurban ] Sayılar ] 3M ] Anzak Törenleri ] Gelibolu Gezisi ] Arabalara göre Şoför Karakterleri ] Kadın Mantığı ] İnternet Tehlikelerinden.. ] Femme Fatale ] Pırlanta... ] 2 şarkının anımsattıkları... ] Sevenin gözü kör mü oluyor acep? ] Var mısın ? ] Bir şehiriçi Otobüs Yolculuğu ] Kültürlü Olmak... ] Kültürlü Olmak: Santral İstanbul ] Pierre Loti Üzerine ] Bizantion' dan İstanbul' a ] İstanbul 1910-2010 ] [ Kültürlü Olmak... ] Rehberlik Anıları 1 ] Rehberlik Anıları 2 ] Rehberlik Anıları 3 ] Rehberlik Anıları 4 ] Rehberlik Anıları 5 ] Doktor Anıları 1 ] Pazarcılar ] Eşitlik ] Su Ateş Toprak ] Sütunlar ] Hygia ] Dünyanın Yeni 7 Harikası ] Ayasofya ] Süleymaniye ] SultanAhmet ] Saraylar ] GS Lisesinden de Karaktersizler çıkar ]

 

 

sdmenu.gif (328 bytes) Kültürlü olmak için mutlaka zengin olmak gerekmez ! 6

 
 

Küçük resimlerin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz

 

Türk ezgileri ile bezenmiş bir caz konseri

Dün akşam lise sıralarında kız öğrenceleri ile folklor oynadığımız, Notre Dame De Sion Lisesi’nde “Diyar Diyar Jazz” (Turkish Journey) isimli bir caz konserine gittim. Galatasaray Lisesi’nde öğrenciyken folklor oynadığım o zamanki kız okulunun bahçesindeki anılar beni aldı, eski günlere götürdü… Şimdilerde artık o eski bahçe çiçeklerle bezenerek sanki bir Fransız, daha doğrusu Akdeniz Sokağına benzemişti..  

   

NDS Lisesi' nin düzenli bahçesi ve seneler önce aynı yerde Artvin halk dansları yapan GS Lise öğrencisi Ahmet

Spiral Quartet: İstanbul’da ilk konserini 2006 yılında vermiş, 2009-2010 yılında Fransa’da Türk Mevsimi kapsamında dört konser ile Turkish Journey (Türk/Türkiye Seyahati) adını taşıyan bu konserlerin repertuarı Türkiye’nin farklı yörelerinin ezgilerinin Philippe Poussard tarafından aranjmanları ( aranjeleri değil! ) ile Türkiye’den izler taşıyan Pussard’ ın bestelerinden oluşmaktaymış.

Orkestra elemanları:

bullet

Philippe Poussard: Soprano Saksofon ve bilhassa flüt

bullet

Bruno Angelini: Piyano (en beğendiğim)

bullet

François-Charles Delacoudre: Kontrbas (çok beğendiğim)

bullet

Christian Lété: Davul

Bahçeye geçip, konser salonunda bir koltuğa oturdum. Gotik mimarinin tavanını iyon sütunları taşıyordu ve salonun akustiği mükemmele yakındı.

Türkiye ve Türkleri seven 4 Fransız, Konserin başlangıcında sempatik sunumlarını, dilleri döndüğünce Türkçe yapmaya çalıştılar ve iyi niyetleri seyirciler tarafından alkışlarla takdir edildi.

 

 Spiral Quartet: sağ baştaki damadımız Philippe.
(Konser esnasında fotoğraf çekimi yasak olduğu için ancak sonunda ve flaşsız çektiğimden foto kalitesi için özür dilerim.)

Galatasaray Lisesi’nden Kardeşimiz Jale’nin Fransız eşinin Soprano saksofon ve flüt çaldığı “Spiral Quartet” topluluğunun, ülkemizin ezgilerini içeren dinletisi idi bu.

İlk olarak “Üsküdar’a Gider iken” i dinledik. Bu şarkıda damadımız Philippe sanki oryantalizme pek girememiş, sadece notaların terennümünde kalmış gibi geldi bana. Ama sonraki parçalarda, bilhassa flüt çaldığı ezgilerde çok daha iyi bir performans sergiledi.

Daha sonra “İstanbul’da sabah” adlı parçayı dinledik. Benim daha dingin olarak düşündüğüm İstanbul’un sabahının tersine, sanki öğle vakti Eminönü meydanının curcunasını betimliyordu. Daha sonra kontrbasta solo olarak dinlediğimiz “Galata”, bana göre İstanbul’un sabah sessizliğini daha güzel yansıtıyordu. Belki de önceki dinletide hissettiğim curcunayı Galata çevresine daha çok yakıştırdığım için öyle algıladım....

“Çayeli’nden öteye” ve “Gesi Bağları” nın yorumları çok güzeldi. Ama naçiz fikrime  göre, grup her parçaya memleket ezgileri ile başlayıp, aradaki caz dinletisinden sonra yine yerel ezgi ile bitirince, sanki o yerel ezgiler parçaya yapıştırılmış düşüncesini getiriyordu insanın aklına. Örneğin, Sertap Erener' in son şarkısı "İstanbul" da, “Üsküdar’a Gider iken” ezgisi belli belirsiz kısacık çalınıyor, ama parçada ağırlığı hiç hissedilmiyor..

Belki de en içten söyledikleri, en kendilerine uyan parça, her şeyi ile gruba ait olan “Jale’s Song” idi.

Konserin ikinci bölümünde “Tavas Zeybeği” ni, “İzmir’in Kavakları”nı, “Antalya’nın Mor Üzümü” nü dinledik. Bu bölümün bana göre en güzel parçaları ise “Triade” ve “Bozlak Blues” idi. Bildiğiniz gibi Halk edebiyatımızda bir ezgi türü olan bozlak, konusunu aşiret kavgalarından, kan davalarından ve aşk maceralarından alır.  Afşar ve Türkmen oymaklarına ait bir uzun hava türüdür. Özet olarak feryat etmek, haykırmak, ayrıca deve bağırması anlamınaki bozlamaktan gelen bir kelimedir ve “Blues” türüne yakın olduğu için belki de, caz ile çok güzel uyum sağlamıştı..

“Aman Adanalı” ile bitirdikleri konserden çıktığımızda içimizde hoş, tatlı bir huzur/rahatlama vardı.

Türk’ ü Türk’ ten başka seven olmaz diye düşünmeyin. İşte, pırıl pırıl 4 yabancıdan oluşan bir grup: bu insanlara biz destek vermez isek, kim verecek?

Konseri niye kaçırdık diye üzülmeyin. Aynı dörtlü 2 Temmuz 2011’de İstanbul Caz Festivali bünyesinde yine bizlerle olacak. Caz ile Türkçe ezgiler uyuşur muymuş diye burun kıvırmayın, imkanlarınızı zorlayın ve gidin…

Dr. Ahmet GİRGİN
Haziran 2011

Küçük resimlerin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz

 

Eğer Adnan Saygun' un "Bozlak" ını Tuncay Kurtuğlu' ndan  klasik batı müziği olarak dinlemek isterseniz alttaki linki tıklayınız:
https://www.youtube.com/watch?v=OlxRx4GOdB8&feature=player_embedded#at=12

 

 

                                     

 

Dr. Ahmet Girgin'in Göz Hastalıkları Sitesi