[ Anasayfa ]
Yazilar Indeksi ] Gönül Öğretmenim ] Ölüler Kültü ] Osiris Gizemleri ] Türkçe’mizi  katledişimiz üzerine.. ] Kuran Tercüme Edilebilir mi? ] İslam Üzerine ] Sure İsimleri ] Recm ] Yasin Suresi ] Kurban ] Sayılar ] 3M ] Anzak Törenleri ] Gelibolu Gezisi ] Arabalara göre Şoför Karakterleri ] Kadın Mantığı ] İnternet Tehlikelerinden.. ] Femme Fatale ] Pırlanta... ] 2 şarkının anımsattıkları... ] Sevenin gözü kör mü oluyor acep? ] [ Var mısın ? ] Bir şehiriçi Otobüs Yolculuğu ] Kültürlü Olmak... ] Kültürlü Olmak: Santral İstanbul ] Pierre Loti Üzerine ] Bizantion' dan İstanbul' a ] İstanbul 1910-2010 ] Kültürlü Olmak... ] Rehberlik Anıları 1 ] Rehberlik Anıları 2 ] Rehberlik Anıları 3 ] Rehberlik Anıları 4 ] Rehberlik Anıları 5 ] Doktor Anıları 1 ] Pazarcılar ] Eşitlik ] Su Ateş Toprak ] Sütunlar ] Hygia ] Dünyanın Yeni 7 Harikası ] Ayasofya ] Süleymaniye ] SultanAhmet ] Saraylar ] GS Lisesinden de Karaktersizler çıkar ]

 

 

sdmenu.gif (328 bytes) Var mısın? Yok musun?

 
 

Bir kaç aydır televizyonda bir furyadır gidiyor. Aşiret dizilerinden sonra herkes bol para dağıtan "Var mısın? Yok musun?" yarışmasına kilitlenmiş durumda. Her şeyden önce bu yarışmayı Prime Time'de birinciliğe yükselten Acun'u kutlamak gerekir.
Amma... Acaba madalyonun öbür yüzü nasıl? Bir de ona bakalım:

Bir yarışma düşünün :
yarışmacıların ne bilgisine, ne kültürüne, ne becerisine dayanıyor. Daha doğrusu hiç bir şeye dayanmıyor...
İşte bu bize özgü bir olay; başka memleketlerde de bu yarışma yapılıyor ama, Allah'tan bizdeki gibi herkesi ekrana kilitlemiyor.

Peki, bu yarışmada ne yapılıyor?
Soru sorulup yarışmacıların bilgisi mi değerlendiriliyor? Hayır
Bir yeteneğe karşı mı ödül veriliyor? Hayır
Tamamen şans işi, para kazanma yarışması.

Eh bu da çalışmayı sevmeyen bizim tembel toplumumuza çok uygun düşüyor. Herkes bir kaç milyar kotarmak için sıraya giriyor. Günlerce hatta aylarca sırasının gelmesini bekliyor.

Bir de madalyonun üçüncü yüzü var:
Bu yarışmada şans arttırılsın diye küçük şans / uğur öğeleri kullanılıyor, hatta köpeklerden medet umuluyor.

Ben bu yarışmayı seyretmiyorum. Ama o kadar uzun sürüyor, her gün bir gün öncesinin özeti veriliyor, tekrarı yapılıyor ki arada insanın gözü takılmaması mümkün değil. Bir bakıyorsunuz melek yüzlü ninelerden rakam söylenmesi isteniyor, bir bakıyorsunuz elele tutuşulup şans dileniyor. Bari halay çekseler, insanın gözüne daha bir hoş görülecek. ))

Hatta eller açılıp Tanrı'dan yardım niyaz ediliyor:
Yahu bu bir kumar oyunu; Allah'tan böyle bir konuda yardım istenir mi?
Kur'an şans oyunlarını yasaklamış, bu durumda yardım ancak şeytandan istenir. Ama bizim çalışan, övünen, güvenen milletimiz çalışmadan milyarı kotarmak için topluca Allah'tan yardım dileniyor. Ondan sonra neden "muasır medeniyetler" seviyesine çıkamadığımız tartışılıyor..

Hey Allah'ım sen nelere kadirsin!

Sonra da kutudan istedikleri çıkmayınca veya seçimlerinde yanılınca ölüm marşı eşliğinde salon mateme bürünüyor, sanki kayınvalideniz ölmüş...

Allah Memleketimize başka acı göstermesin...))

Dr. Ahmet GİRGİN


 

Tanrı İle Sohbet 3

Yukarıdaki yazı bundan 5-6 ay önce yazılmıştır ve yazar doğal olarak bu yarışmayı sevmediğini, seyretmediğini, Türk milletinin çalışmadan para kazanma arzusunu en güzel bu programda yansıtıldığını belirtmiştir. Fakat dün akşam kız arkadaşımın evindeyken Tanrı ile küçük bir sohbetim daha oldu. ( Ben deli miyim? neyim? ))) Kanalları zappinglerken gözüm "Var mısın? Yok musun?" daki yarışmacı hanımefendiye takıldı: Sarı saç, sisli bakışlar, sahte tebessüm ve genel Türk hanımına uyan bir vücut yapısı. "Ben bu bakışları biliyorum" dedim kendi kendime... "Bu tebessümü de hatırlıyorum"; içeri girmenize izin vermeyen, egoist, hırslı bir kadının ifadesiydi bu.

bullet

Hanımefendinin kutusu uğurlu sayısı olan 9 idi.

bullet

Ekranda iki rakam kalmıştı: 100 TL ve 500.000 TL.

bullet

Hamdi Bey 112.000 TL öneriyordu.

Yani %50 şans ile cebi delik çıkacaktı hanımefendi veya %50 şans ile 500.000 TL’yi alacaktı.

Bunun üzerine Acun salona sordu: 2 yarışmacı hariç herkes Hamdi Bey’in önerisini kabul etmesini söyledi. Hanımefendinin kocası, büyük kızı ve hatta sakat olan küçük kızı bile Hamdi Bey’in teklifini, yani 112.000 TL yi almasını öneriyorlardı.

Poposuna kurban olduğum hırslı hanımefendi (aslında bu tür popolara pavyon kapatan Anadolu tüccarları ile haddehaneciler tavdır. Çünkü onlar –önümüz kış- yatakta kışlık odun misali bir hatun isterler) sağa baktı, sola baktı, bir kaç kez tedavisi için çok para gereken sakat kızına da baktı.

Ama ben, o bakışlardaki hırsı hissettim!

Veee hiç kimseyi dinlemeden kendi Kaderini kendi çizdi; Acun’a "yokum" dedi...

Doğal olarak araya reklamları koydular. Reklam sonrasında maganda misali ritüel ile H.H. (hırslı hanımefendi) kutusunu açtı...

A.A. (Aptal Ahmet) tahmin etmişti: kutusundan ne çıktı dersiniz?

Tabiatıyla sadece 100 TL!

Salondakiler yıkılmıştı; ama H.H. etrafı umursamamaya çalışan bakışları ile yerinden kalktı...

Lakin A.A. o bakışların gizlediği sisli ormanın içindeki fikir fırtınasını seziyordu. Fakat artık olan olmuştu...Yapacak bir şey yoktu...

Eskilerimiz ne demişler? 

Aza tamah, çok ziyan getirir.

Eylül 2009

 

 

 

Dr. Ahmet Girgin'in Göz Hastalıkları Sitesi